| KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HAKKINDA BÜLTEN |
| Ağustos 2026 / Sayı:5 |
Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bülten
2026
Av. Nil Merve Çelikbaş Şeker, L.LM.
Kişisel verilerin korunması alanında 2026 yılı içerisinde gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri, Kurul kararları ve yargı mercilerinin güncel değerlendirmeleri, veri sorumluları ve ilgili kişiler bakımından önemli sonuçlar doğurmaya devam etmektedir. Özellikle kişisel verilerin kamuya açık şekilde paylaşılması, biyometrik verilerin işlenmesi, kişisel sağlık verilerinin korunması, veri güvenliği, aydınlatma ve açık rıza süreçleri ile kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımına ilişkin güncel kararlar, uygulamada dikkat edilmesi gereken hususları yeniden gündeme getirmektedir. Bunun yanı sıra dijitalleşme, yapay zekâ ve sınır ötesi veri aktarımı alanlarında yaşanan gelişmeler de kişisel verilerin korunması bakımından yeni uyum yükümlülüklerini beraberinde getirmektedir.
Bu kapsamda, Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bültenimizin bu sayısında; kişisel verilerin korunması alanındaki güncel Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile mevzuat değişiklikleri ve uluslararası gelişmeler ele alınarak, uygulama bakımından önem taşıyan başlıklar özetlenmektedir.
Keyifli okumalar dileriz.
Bu kapsamda Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Bültenimizin ilgili sayısında;
- Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi veya Ele Geçirilmesinde Resen Soruşturma Kuralına AYM’den Onay
- Kamu Kurumlarının İnternet Sitelerinde Kişisel Veri Yayınına İlişkin Kuruldan İlke Kararı
- Türk Devletleri Teşkilatı Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması KVKK Bakımından Yeni Bir İş Birliği Zemini Oluşturuyor
- Sadakat Kartlarında Uyum Süresi 28 Ağustos’ta Sona Eriyor
- Ticari Reklamlarda Yapay Zeka ve Hedefli Reklamcılığa Yeni Kurallar
- Yargıtay’dan Rıza Dışı GSM Hattı Açılmasının Kişilik Hakkına Saldırı Oluşturacağına İlişkin Karar
- KDK’dan İstenmeyen Mesajlara İlişkin BTK’ya İlave Tedbir Tavsiyesi
- Genetik İnceleme Sonuçlarının Saklanması ve İmhasına Yeni Kurallar
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Şüpheli İnternet Bankacılığı İşlemlerinde Bankalar Ek Güvenlik Tedbirleri Almalı
- Kişisel Sağlık Verileri Yönetmeliğinde Değişiklik: Geçmiş Tanılar İşe Giriş Süreçlerinde Esas Alınamayacak
- Kamu Kurumları İçin KVKK Uyum Rehberi Yayımlandı
- AYM: Alenileştirilmiş Kişisel Verilerin İşlenmesi Yaptırımdan Muafiyet Sağlamaz
- Pazarlama Amaçlı İzinsiz SMS Gönderimine 1 Milyon TL İdari Para Cezası
- AYM, Ad Değişikliği Kararlarının İlan Portalında Yayımlanmasını Öngören Düzenlemeyi İptal Etti
- Kamuoyu Duyurusu: Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kameralarına İlişkin KVKK Esasları
- Yargıtay Kişisel Veri İçeren Duruşma Tutanağının Sosyal Medyada Paylaşılmasını Suç Saydı
- KVKK’dan Belediyelerin Turistik Amaçlı Canlı Yayınlarına İlişkin Uyarı
- KVKK’dan Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerine İlişkin İlke Kararı
- KVKK: Aydınlatma Metni ve Açık Rıza Beyanı Ayrı Düzenlenmeli
- KVKK: Mesai Takibinde Biyometrik Veri Kullanımı Hukuka Uygun Değil
- KVKK: Apartman ve Site Borç Listeleri Ortak Alanlarda İlan Edilemez
- Dünyadan KVKK Gelişmeleri
başlıklarını özetle ele alacağız.
Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi veya Ele Geçirilmesinde Resen Soruşturma Kuralına AYM’den Onay
Anayasa Mahkemesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi suçlarının şikâyete tabi olmaksızın resen soruşturulmasını öngören düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar verdi. İtiraz başvurusunda, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun şikâyete tabi olmasına karşın kişisel verilere ilişkin suçların resen soruşturulmasının benzer nitelikteki fiiller bakımından eşitsizlik oluşturduğu ileri sürülerek düzenlemenin Anayasa’nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırı olduğu iddia edildi.
Mahkeme, ceza muhakemesinde temel kuralın suç şüphesinin öğrenilmesi üzerine soruşturmanın resen yürütülmesi olduğunu ve hangi suçların şikâyete tabi tutulacağının belirlenmesinde kanun koyucunun suçun niteliği, korunan hukuki değer ve kamu düzeni üzerindeki etkisini gözeterek takdir yetkisine sahip bulunduğunu değerlendirdi. Bu kapsamda, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde dolaşıma sokulmasının yalnızca ilgili kişinin menfaatlerini değil, kişisel verilerin korunmasına yönelik toplumsal güveni ve kamu düzenini de etkileyebileceğine dikkat çekildi.
AYM ayrıca, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda korunan hukuki menfaatin somut kişiyle daha doğrudan ilişkili olması nedeniyle farklı bir soruşturma usulünün benimsenmesinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmadığını belirtti. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiillerinin kamusal nitelikteki etkileri dikkate alındığında, şikâyet koşulu aranmaksızın soruşturulabilmesinin kişisel verilerin korunmasına yönelik ceza hukuku mekanizmasının etkinliğini güçlendirdiği sonucuna ulaşan Mahkeme, itirazı oybirliğiyle reddetti.
Kamu Kurumlarının İnternet Sitelerinde Kişisel Veri Yayınına İlişkin Kuruldan İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumluları tarafından kişisel verilerin internet ortamında yayımlanmasına ilişkin kapsamlı bir ilke kararı yayımladı. Kurul incelemelerinde belediye, üniversite ve il özel idareleri gibi kamu kurumlarının internet sitelerinde yayımlanan belgelerde; ad-soyad, T.C. kimlik numarası, adres ve iletişim bilgileri ile sınav ve başvuru sonuçları, aday veya öğrenci numarası, sicil ve taşınmaz bilgileri gibi çeşitli kişisel verilerin erişime açık şekilde paylaşılabildiği tespit edildi. Kurul, bu tür içeriklerin internet ortamında yayımlanmasını, kişisel verilerin açıklanması ve üçüncü kişilerce erişilebilir hale getirilmesi nedeniyle bir kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirdi.
İlke Kararı ile kamu kurumlarının internet sitelerinde gerçekleştirdiği veri paylaşımlarının 6698 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddelerinde öngörülen genel ilkeler ve veri işleme şartları çerçevesinde yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, yayımlanması zorunlu olmayan verilerin paylaşılmaması, gerekli hallerde maskeleme veya imha yöntemlerinin uygulanması ve içeriklerin erişilebilir tutulacağı sürenin önceden belirlenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca veri sorumlularının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi, internet ortamında paylaşımın doğurduğu risklere karşı uygun teknik ve idari tedbirleri uygulaması ve mevcut içerikleri düzenli olarak denetlemesi gerektiğine işaret edildi.
Özellikle sınav ve kura sonuçları gibi geniş bir kişi grubunun erişimine açılan içerikler bakımından erişimin sınırlandırılması ve kimlik doğrulamaya imkan sağlayan yöntemlerin kullanılması gerektiği değerlendirildi. Kurul ayrıca söz konusu yaklaşımın yalnızca internet sitelerinde yayımlanan içerilerle sınırlı olmadığını; e-posta, kurum içi yazışmalar, kapalı sistemler, panolar ve ilan tahtaları üzerinden gerçekleştirilen paylaşımlarda da aynı veri koruma esaslarının gözetilmesi gerektiğini belirtti. Bu doğrultuda, kamu kurumlarının mevcut veri paylaşım uygulamalarını gözden geçirerek hukuki bir işleme şartına dayanmayan veya ölçülülük ve veri minimizasyonu ilkeleriyle bağdaşmayan içerikleri kaldırması ya da uygun şekilde maskelemesi önem taşımaktadır. Aksi uygulamalar bakımından veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilecektir.
Türk Devletleri Teşkilatı Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması KVKK Bakımından Yeni Bir İş Birliği Zemini Oluşturuyor
Türk Devletleri Teşkilatına Üye Devletlerin Hükümetleri Arasında Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair 7583 sayılı Kanun, 20 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 6 Kasım 2024 tarihinde Bişkek’te imzalanan Anlaşma; taraflar arasındaki dijital ticaret ve ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesinin yanı sıra dijital ortamda veri güvenliğine ilişkin ortak bir çerçeve oluşturulmasını da öngörüyor.
Anlaşmanın 19. maddesi, kişisel verilerin korunmasına ve sınır ötesi veri aktarımına ilişkin temel yükümlülükler getiriyor. Buna göre tarafların, sınır ötesi aktarımlar da dahil olmak üzere kişisel verilerin korunmasına yönelik ulusal bir hukuki çerçeveyi oluşturması veya sürdürmesi; veri koruma mevzuatını kamuya açık ve erişilebilir şekilde sunması ve yetkili makamlar aracılığıyla ilgili kişilerin hakları ile işletmelerin yükümlülükleri hakkında bilgilendirme sağlaması öngörülüyor. Ayrıca tarafların, kendi ülkelerindeki işletmeleri kişisel verilerin korunmasına ilişkin politika ve prosedürlerini yayımlamaya teşvik etmesi ve farklı veri koruma yaklaşımları arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını geliştirmesi hedefleniyor.
Düzenleme, TDT ülkeleri arasındaki dijital ekonomik ilişkilerin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek kişisel veri işleme ve aktarım süreçleri bakımından ortak bir veri koruma anlayışının güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Bununla birlikte Anlaşmanın 19. maddesi, tarafların farklı veri koruma sistemleri benimseyebileceğini açıkça kabul ettiğinden, tek tip bir veri koruma rejimi öngörmekten ziyade ulusal düzenlemeler arasındaki şeffaflık ve iş birliğinin artırılmasına odaklanıyor. Bu yönüyle Anlaşma, Türkiye bakımından KVKK kapsamında gerçekleştirilecek sınır ötesi veri aktarım süreçlerinin de dahil olduğu dijital ticari faaliyetlerde, veri koruma standartlarının uluslararası iş birliği çerçevesinde ele alınmasına yönelik önemli bir gelişme niteliği taşıyor.
Sadakat Kartlarında Uyum Süresi 28 Ağustos’ta Sona Eriyor
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 28 Şubat 2026 tarihli İlke Kararı kapsamında, sadakat kartı uygulamalarında kart sahibine ait telefon numarası veya kart bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından doğrulama yapılmaksızın kullanılmasına ilişkin uygulamaların değiştirilmesi için veri sorumlularına tanınan 6 aylık uyum süresi 28 Ağustos 2026 tarihinde sona eriyor.
Karar uyarınca, sadakat kartı üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin gerçekten kart sahibinin bilgisi ve onayı dahilinde olduğunu doğrulayacak mekanizmaların kurulması gerekiyor. Bu kapsamda SMS doğrulama kodu, mobil uygulama üzerinden QR veya barkod, fiziksel kart veya şifre doğrulaması gibi işlem ve risk seviyesine uygun yöntemlerin kullanılması mümkün. Uyum süresinin sona ermesiyle birlikte, gerekli tedbirleri almayan veri sorumluları bakımından 6698 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırım uygulanması gündeme gelebilecek.
Ticari Reklamlarda Yapay ZEKâ ve Hedefli Reklamcılığa Yeni Kurallar
Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Düzenleme ile yapay zekâ kullanımı, dijital karakterler ve kişisel verilere dayalı hedefli reklamcılık bakımından yeni yükümlülükler getirildi.
Buna göre, tüketicilerin ekonomik davranışlarını önemli ölçüde etkileyebilecek şekilde yapay zeka veya benzeri yazılımların kullanılması ya da gerçek kişiden ayırt edilemeyen dijital karakterlere yer verilmesi halinde bu durumun açık ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi gerekiyor. Gerçek kişilerin yapay zeka ile oluşturulan dijital kopyalarının gerçeğe aykırı biçimde ürün veya hizmet kullandığı ya da tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlar ise yasaklandı.
Kişisel verilere dayalı hedefli reklamlarda, reklamın hangi kriterlere göre gösterildiğinin ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğinin tüketiciye kolay erişilebilir şekilde açıklanması; çocuk olduğu bilinen veya makul olarak bilinmesi gereken tüketicilerin kişisel verilere dayalı profilleme yoluyla hedeflenmemesi öngörüldü. Düzenleme, bu yönüyle ticari reklam uygulamalarında kişisel verilerin korunması ve algoritmik şeffaflık bakımından yeni bir uyum alanı oluşturuyor.
Yargıtay’DAN Rıza Dışı GSM Hattı AçılmasıNIN Kişilik Hakkına Saldırı OluşturACAĞINA İLİŞKİN KARAR
Yargıtay, kişinin kimlik bilgilerinin rızası dışında kullanılarak adına GSM hattı açılması ve bu işlem nedeniyle icra takibi başlatılması olayında manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi. Somut olayda davacının kimlik ve fatura bilgilerinin kullanıldığı, imzasının taklit edilerek adına hat çıkarıldığı ve ödenmeyen borçlar nedeniyle hakkında icra takipleri başlatıldığı belirtildi.
Yargıtay, GSM operatörünün bayisini özenle seçme, gerekli eğitimi verme ve denetleme yükümlülüğüne dikkat çekerek, bayi işlemlerinden kaynaklanan zararlardan operatörün de sorumlu tutulabileceğini değerlendirdi. Bayinin ise kimlik bilgilerinin kullanılması ve imzanın taklit edilmesi karşısında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek zararın doğmasına katkıda bulunduğu kabul edildi.
Kararda, kişisel verilerin rıza dışında ele geçirilerek kullanılmasının kişilik haklarına yönelik bir saldırı niteliğinde olduğu vurgulanarak, davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Bu değerlendirme, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımının yalnızca veri koruma hukuku bakımından değil, kişilik hakkının ihlali ve tazminat sorumluluğu bakımından da sonuç doğurabileceğini ortaya koyuyor.
KDK’dan İstenmeyen Mesajlara İlişkin BTK’ya İlave Tedbir Tavsiyesi
Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), özellikle yasa dışı bahis ve sanal kumar sitelerinden gönderilen istenmeyen kısa mesajlara ilişkin başvuruyu değerlendirerek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) ilave tedbirlerin alınması yönünde tavsiyede bulundu. Kararın, gereğinin yerine getirilmesi amacıyla Kişisel Verileri Koruma Kurumuna ve Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğüne de gönderilmesine karar verildi.
Somut olayda, yasa dışı bahis ve sanal kumar siteleriyle herhangi bir bağlantısı bulunmayan başvurucuya farklı numaralardan reklam ve tanıtım içerikli mesajlar gönderildiği, GSM operatörüne ve İleti Yönetim Sistemi üzerinden yapılan engelleme girişimlerine rağmen mesajların devam ettiği belirtildi. KDK, iletişim bilgilerinin ilgilinin bilgisi ve iradesi dışında elde edilerek kullanılması karşısında kişisel verilerin hukuka ve dürüstlük kuralına uygun işlenmesi ile veri güvenliğinin sağlanmasına yönelik teknik ve idari tedbirlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Karar, istenmeyen ticari ileti bakımından yalnızca ileti gönderiminin engellenmesiyle sınırlı olmayan, iletişim bilgilerinin hangi yollarla elde edildiğinin ve veri güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığının da dikkate alınması gerektiğine işaret etmesi bakımından önem taşıyor.
Genetik İnceleme Sonuçlarının Saklanması ve İmhasına İLİŞKİN Yeni Kurallar
Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında genetik inceleme sonuçlarının kaydedilmesi, saklanması ve imhasına ilişkin yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Düzenleme, Anayasa Mahkemesinin genetik inceleme sonuçlarının saklama süresi, imha koşulları ve ilgili kişilerin silme taleplerine ilişkin yeterli güvence bulunmadığı gerekçesiyle verdiği iptal kararı doğrultusunda şekillendirildi.
Buna göre genetik inceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilecek ve dosyada delil olarak saklanacak. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması veya itirazın reddedilmesi ile beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi halinde kayıtlar derhal yok edilecek; diğer durumlarda ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra Cumhuriyet savcısının huzurunda imha edilecek.
Düzenleme ayrıca, saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir neden bulunması halinde ilgili kişiye hakim veya mahkemeden kayıtların silinmesini talep etme imkanı tanıyor. Genetik verilerin yalnızca devam eden soruşturma veya kovuşturmalarda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla ve yetkili makam kararıyla kullanılabilmesi öngörülürken, kayıtların tutulması ve imhasına ilişkin usul ve esasların ayrıca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi düzenleniyor.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Şüpheli İnternet Bankacılığı İşlemlerinde Bankalar Ek Güvenlik Tedbirleri Almalı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, internet bankacılığı üzerinden gerçekleştirilen olağan dışı para transferlerinde bankaların şüpheli işlem mekanizmalarını etkin biçimde işletmesi gerektiğine karar verdi. Somut olayda müşterinin daha önce işlem yapmadığı iki şirkete mobil bankacılık üzerinden TL ve döviz hesaplarından transfer gerçekleştirilmiş; banka, işlemleri olağan dışı bulmasına rağmen müşteriye ulaşarak teyit alamadığı halde transferleri gerçekleştirmişti.
Kurul, yalnızca SMS doğrulaması ve işlem sonrasında gönderilen bilgilendirme e-postasının bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmesi bakımından yeterli olmadığına dikkat çekti. İşlemlerin olağan dışı nitelik taşıdığı ve müşteriden teyit alınamadığı durumlarda bankanın transferi durdurması ve elektronik imza, yüz tanıma veya kimlik doğrulama gibi ek güvenlik yöntemlerini devreye alması gerektiği değerlendirildi.
Kararda ayrıca, müşterinin zararlı yazılımın telefona yüklenmesinde kusurlu olduğunu ve bu nedenle zarardan sorumlu tutulması gerektiğini ispatlama yükünün bankaya ait olduğu, somut olayda ise bu yönde yeterli kanıt bulunmadığı belirtildi.
Kişisel Sağlık Verileri Yönetmeliğinde Değişiklik: Geçmiş Tanılar İşe Giriş Süreçlerinde Esas Alınamayacak
Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklikle, kişisel sağlık verilerinin yeniden değerlendirilmesine ilişkin yeni bir düzenleme yürürlüğe girdi. Buna göre kişiler, geçmişte konulmuş tanıların güncel sağlık durumları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi amacıyla sağlık hizmeti sunucularına başvurabilecek.
Yeniden değerlendirme sonucunda tanının kişinin güncel durumunda bulunmadığını gösteren durum bildirir sağlık kurulu raporu düzenlenmesi halinde, ilgili rapor esas alınacak ve ilgili mevzuattaki özel hükümler saklı kalmak üzere özellikle işe giriş süreçlerinde geçmiş tanılar dikkate alınamayacak.
Düzenleme ayrıca, yeniden değerlendirme sonucunda tesis edilen işlemin sağlık hizmeti sunucusunun kendi veri tabanında da uygulanmasını öngörüyor. Değişiklikler yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
Kamu Kurumları İçin KVKK Uyum Rehberi Yayımlandı
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının 6698 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerine ilişkin yeni bir Uyum Rehberi yayımladı. Rehber ile kamu sektöründe veri koruma farkındalığının geliştirilmesi ve uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesine yönelik bir çerçeve sunuluyor.
Rehberde, kamu kurumlarına yöneltilen bilgi ve veri taleplerinin “KVKK’ya aykırılık” gerekçesiyle kategorik olarak reddedilmemesi, talebin kişisel veri niteliği, ilgili özel mevzuat, aktarımın hukuki dayanağı ve ölçülülük bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca kurumlar arasında imzalanan veri paylaşım protokollerinin tek başına veri aktarımı için hukuki dayanak oluşturamayacağı; yalnızca mevcut hukuki sebebin uygulanma usulünü ve tarafların sorumluluklarını düzenleyebileceği vurgulanıyor.
Rehberde ayrıca veri sorumlusunun kurum bünyesindeki belirli bir birim veya personel değil, kamu tüzel kişiliğinin kendisi olduğu açıklanırken, kişisel veri ihlallerinin önlenmesine yönelik teknik ve idari tedbirleri alma sorumluluğunun yalnızca ihlali gerçekleştiren personelin disiplin sorumluluğuyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Bu kapsamda kamu kurumlarının veri aktarımı, veri güvenliği ve kurum içi yetki süreçlerini rehberdeki değerlendirmeler doğrultusunda yeniden gözden geçirmesi önem taşıyor.
AYM: Alenileştirilmiş Kişisel Verilerin İşlenmesi Yaptırımdan Muafiyet Sağlamaz
Anayasa Mahkemesi, internette alenileştirilmiş kişisel verilerin ticari amaçla kullanılması nedeniyle uygulanan idari para cezasına ilişkin başvuruda, yaptırımın kanuniliği bakımından önemli bir değerlendirme yaptı. Somut olayda bir sigorta şirketi, internet ortamında yer alan ad-soyad ve telefon bilgisini kullanarak ilgili kişiyi ticari amaçla araması nedeniyle Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından 100.000 TL idari para cezasına tabi tutulmuştu.
AYM, incelemesini verinin alenileştirilmiş olmasının tek başına bu verinin serbestçe kullanılmasına imkan verip vermediği üzerinden değil, uygulanan idari yaptırımın kanuni dayanağının yeterince belirli ve öngörülebilir olup olmadığı üzerinden gerçekleştirdi. Mahkeme, Kurulun “alenileştirme amacı dışında kullanım” değerlendirmesinin Kanun’da yeterli açıklıkta düzenlenmediği ve yaptırımın Kurumun rehber niteliğindeki açıklamalarına dayandırıldığı sonucuna ulaşarak suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi.
Karar, internette yer alan kişisel verilerin ticari amaçlarla serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Verinin kamuya açık olması, veri sorumlusunu KVKK’nın genel ilkeleri ve diğer işleme şartlarından muaf tutmuyor. Özellikle açık kaynaklardan veri toplama, web scraping ve pazarlama faaliyetleri bakımından verinin hangi amaçla alenileştirildiği ile sonraki işleme faaliyetinin hukuki dayanağının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Nitekim KVKK’nın 5. maddesinde kişinin kendisi tarafından alenileştirilen verilerin işlenmesi ayrı bir işleme şartı olarak düzenlenmiş durumdadır.
Pazarlama Amaçlı İzinsiz SMS Gönderimine 1 Milyon TL İdari Para Cezası
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, açık rıza ve ilgili kişinin bilgisi olmaksızın pazarlama amaçlı ticari elektronik ileti gönderilmesi ve telefon numarasının hukuka aykırı şekilde işlenmesi nedeniyle bir tasarruf finansman şirketine 1 milyon TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
Somut olayda şirketin, telefon numarasını başka bir müşteri aracılığıyla temin ederek pazarlama amaçlı SMS ve aramalar gerçekleştirdiği; başvurucunun şikayeti üzerine ise ilgili kişiye ait verilerin sistemden silindiği ve SMS gönderiminin engellendiği belirtildi. Kurul, açık rızanın belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayalı ve özgür iradeyle, veri işleme faaliyetinden önce alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca ticari elektronik ileti gönderilmesine ilişkin mevzuat ve İleti Yönetim Sistemi düzenlemelerine de atıf yapılarak, gerekli onay bulunmaksızın gerçekleştirilen pazarlama iletişiminin hukuka aykırı olduğu değerlendirildi.
Karar, telefon numarasının üçüncü kişilerden temin edilmesinin tek başına pazarlama amacıyla işlenmesine hukuki dayanak oluşturmadığını bir kez daha ortaya koyması bakımından önem taşıyor.
AYM, Ad Değişikliği Kararlarının İlan Portalında Yayımlanmasını Öngören Düzenlemeyi İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, ad değişikliği kararlarının Basın İlan Kurumu ilan portalında yayımlanmasını öngören Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesindeki düzenlemeyi, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bakımından inceleyerek iptal etti. Düzenleme uyarınca ad değişikliğine ilişkin mahkeme kararlarının, kişinin eski ve yeni adı ile birlikte anne-baba adı, doğum tarihi ve nüfus kayıtlarına ilişkin çeşitli bilgileri içerecek şekilde kamuya açık olarak yayımlanması öngörülüyordu.
AYM, ilanların portalda ne kadar süreyle erişilebilir kalacağına ilişkin kanuni bir güvencenin bulunmamasını ve tüm ad değişikliği kararları bakımından kategorik bir ilan zorunluluğu getirilmesini değerlendirdi. Mahkeme, somut olayın özellikleri ile kişinin menfaatlerinin dikkate alınmasına imkan tanımayan bu sistemin, kişisel verilerin gereğinden uzun süre kamuya açık kalmasına yol açabileceğini belirtti.
Bu kapsamda AYM, kamusal yarar ile kişisel verilerin korunması hakkı arasında makul bir denge kurulamadığı ve müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna ulaşarak ilgili hükmü iptal etti. Karar, kişisel verilerin kamuya açıklanmasını öngören düzenlemelerde amaç, kapsam ve erişilebilirlik süresinin kanun düzeyinde belirli ve öngörülebilir şekilde düzenlenmesinin önemini ortaya koyuyor.
Kamuoyu Duyurusu: Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kameralarına İlişkin KVKK Esasları
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, apartman ve sitelerde kullanılan güvenlik kameralarına ilişkin bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Duyuruda, kamera aracılığıyla kişilerin görüntülerinin kaydedilmesinin kişisel veri işleme faaliyeti olduğu belirtilerek, kamera sistemlerinin kullanımında güvenlik ihtiyacı ile kişilerin makul mahremiyet beklentisi arasında denge kurulması gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda, dairelerin içini gösterecek şekilde kapı önlerinin veya mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanların görüntülenmemesi, kameraların yalnızca gerekli alanı kapsayacak şekilde konumlandırılması ve gereksiz görüntülerin maskelenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca yüz tanıma ve ses kaydı gibi müdahalenin boyutunu artıran özelliklerin kullanılmaması; asansör gibi kapalı alanlarda kamera kullanımının ise ayrıca gerekçelendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Kayıtların amacın gerektirdiği makul süreyi aşmayacak şekilde saklanması, olayla bağlantılı kayıtların hukuki süreç boyunca korunabilmesi ve yetkisiz kişilerin kayıtlara erişiminin engellenmesi gerektiği ifade edildi. Veri sorumlularının ayrıca aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve uygun teknik ve idari tedbirleri uygulaması gerektiği hatırlatıldı.
Kamuoyu Duyurusu: Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kameralarına İlişkin KVKK Esasları
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, apartman ve sitelerde kullanılan güvenlik kameralarına ilişkin bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Duyuruda, kamera aracılığıyla kişilerin görüntülerinin kaydedilmesinin kişisel veri işleme faaliyeti olduğu belirtilerek, kamera sistemlerinin kullanımında güvenlik ihtiyacı ile kişilerin makul mahremiyet beklentisi arasında denge kurulması gerektiği vurgulandı.
Bu kapsamda, dairelerin içini gösterecek şekilde kapı önlerinin veya mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanların görüntülenmemesi, kameraların yalnızca gerekli alanı kapsayacak şekilde konumlandırılması ve gereksiz görüntülerin maskelenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca yüz tanıma ve ses kaydı gibi müdahalenin boyutunu artıran özelliklerin kullanılmaması; asansör gibi kapalı alanlarda kamera kullanımının ise ayrıca gerekçelendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Kayıtların amacın gerektirdiği makul süreyi aşmayacak şekilde saklanması, olayla bağlantılı kayıtların hukuki süreç boyunca korunabilmesi ve yetkisiz kişilerin kayıtlara erişiminin engellenmesi gerektiği ifade edildi. Veri sorumlularının ayrıca aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi ve uygun teknik ve idari tedbirleri uygulaması gerektiği hatırlatıldı.
Yargıtay: Kişisel Veri İçeren Duruşma Tutanağının Sosyal Medyada Paylaşılması Suç Oluşturur
Yargıtay, bir yargılamaya ilişkin kişisel veri içeren duruşma tutanağının sosyal medya üzerinden paylaşılmasını, TCK’nın 136. maddesi kapsamında verileri hukuka aykırı olarak verme suçu olarak değerlendirdi. Somut olayda paylaşılan tutanakta katılanın ad-soyad bilgilerinin yanı sıra adli sicil kaydına ilişkin kişisel verilerinin de yer aldığı belirtildi.
İlk derece mahkemesinin beraat kararının ardından Bölge Adliye Mahkemesi, söz konusu bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğunu ve tutanağın sosyal medyada paylaşılmasının hukuka aykırı veri verme fiilini oluşturduğunu kabul ederek sanık hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetti. Yargıtay ise eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek temyiz başvurusunu reddetti.
Karar, yargısal bir belgede yer alan kişisel verilerin, belgenin hukuki bir süreç kapsamında elde edilmiş olması nedeniyle kamuya açık şekilde paylaşılabilir hale gelmediğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor.
KVKK’dan Belediyelerin Turistik Amaçlı Canlı Yayınlarına İlişkin Uyarı
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, belediyeler tarafından cadde, meydan, park ve sahil gibi alanların turistik tanıtım amacıyla canlı olarak yayımlanmasına ilişkin bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Kurum, görüntüler kaydedilmese dahi gerçek kişilerin yüzlerinin veya araç plakalarının tanınabilir şekilde internet üzerinden sınırsız sayıda kişiye sunulmasını, kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirdi.
Duyuruda, belediyelerin turizm ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin görev ve yetkilerinin, kamusal alanların bu amaçla kişisel verileri içerecek şekilde canlı izlenmesine tek başına hukuki dayanak oluşturmadığı belirtildi. Ayrıca bu faaliyetlerin meşru menfaat hukuki sebebine dayandırılabilmesi için belediyenin menfaati ile ilgili kişilerin temel hak ve özgürlükleri arasında gerekli dengelemenin yapılması gerektiğine dikkat çekildi.
Kurum, meydan, yürüyüş yolu, oturma alanı ve kumsal gibi yerlerde kişilerin izlenmeme yönünde makul bir beklentiye sahip olabileceğini ve canlı yayınların görüntülerin üçüncü kişilerce kaydedilmesi, aktarılması veya kötüye kullanılması riskini artırdığını vurguladı. Bu nedenle turistik tanıtım amacına, kişilerin tanımlanmasını engelleyen görüntüleme yöntemleri veya kişisel veri içermeyen içerikler kullanılarak ulaşılması gerektiği değerlendirildi.
KVKK’dan Kaza Mağdurlarının Kişisel Verilerine İlişkin İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, trafik ve iş kazaları sonrasında mağdurların kişisel verilerinin izinsiz şekilde temin edilerek hasar danışmanlığı ve benzeri faaliyetlerde kullanılmasına ilişkin ilke kararı yayımladı. Kurula ulaşan şikayetlerde, mağdurların bilgileri dışında ve ısrarlı biçimde arandığı, verilerin kaynağına ilişkin yeterli açıklama yapılamadığı ve çeşitli tazminat vaatleriyle vekalet ilişkisi kurulmaya çalışıldığı belirtildi.
Kurul, hasar danışmanlığı faaliyeti yürüten kişi ve kuruluşların geçerli bir veri işleme şartı bulunmaksızın kaza mağdurlarına ait kişisel verileri işleyemeyeceğini vurguladı. Ayrıca sigorta eksperleri, avukatlar, ekspertiz şirketleri ve benzeri kişi veya kuruluşların da görev ve yetkileriyle sınırlı olarak veri işleyebileceği; yetki kapsamı dışında gerçekleştirilen veri işleme ve aktarımların hukuka aykırılık teşkil edebileceği değerlendirildi.
Kararda ayrıca, kaza mağdurlarına ilişkin verilere erişimin asgari yetki prensibi ve rol tabanlı erişim kontrolleri ile sınırlandırılması, erişimlerin izlenebilirliğinin sağlanması ve çalışanların veri güvenliği konusunda bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi veya aktarılmasının ise idari yaptırımların yanı sıra Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai sorumluluk doğurabileceği hatırlatıldı.
KVKK: Aydınlatma Metni ve Açık Rıza Beyanı Ayrı Düzenlenmeli
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 18 Şubat 2026 tarihli ve 2026/347 sayılı İlke Kararı ile aydınlatma yükümlülüğü ile açık rızanın hukuki niteliği ve uygulamadaki ayrımına ilişkin esasları belirledi. 24 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Karar, bu iki sürecin birbirinden bağımsız şekilde yürütülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Karara göre aydınlatma yükümlülüğü, ilgili kişinin onayına bağlı olmayan bir bilgilendirme yükümlülüğü niteliğinde. Bu nedenle aydınlatma metninin “kabul ediyorum” veya “onaylıyorum” gibi ifadelerle sunulmaması; açık rıza metniyle aynı metin içerisinde birleştirilmemesi gerekiyor. Aynı ortamda sunulmaları halinde dahi aydınlatma ve açık rızaya ilişkin beyanların ayrı ayrı alınması gerektiği belirtiliyor.
Kurul ayrıca, metinlerin veri sorumlusunun faaliyetlerine özgü, açık ve anlaşılır şekilde hazırlanması; işlenen veri kategorileri, işleme amaçları ve hukuki sebeplerin somut biçimde ortaya konulması gerektiğini vurguluyor. Açık rıza dışındaki bir veri işleme şartına dayanılan hallerde ise ayrıca açık rıza alınmaması gerektiği hatırlatılıyor.
Karar doğrultusunda veri sorumlularının mevcut aydınlatma ve açık rıza metinleri ile bunların kullanıldığı dijital ve fiziksel süreçleri gözden geçirmesi önem taşıyor.
KVKK: Mesai Takibinde Biyometrik Veri Kullanımı Hukuka Uygun Değil
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 29 Nisan 2026 tarihli ve 2026/921 sayılı İlke Kararı ile çalışanların mesai takibinde parmak izi, yüz tanıma, retina, iris veya avuç içi damar izi gibi biyometrik verilerin kullanılmasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kurul, işverenlerin çalışma sürelerini takip etme yükümlülüğünün, bu yükümlülüğün biyometrik veri işlenerek yerine getirilmesini zorunlu kılan açık bir kanuni dayanak oluşturmadığını belirtti. Çalışandan açık rıza alınması da tek başına bu veri işleme faaliyetini hukuka uygun hale getirmiyor. İşçi-işveren ilişkisindeki güç dengesizliğinin, rızanın özgür iradeyle verilip verilmediği bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Kararın temelinde ölçülülük ilkesi bulunuyor. Mesai takibi aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle, örneğin kart, PIN, RFID veya NFC sistemleriyle gerçekleştirilebiliyorsa biyometrik veri kullanımının gerekli ve ölçülü kabul edilemeyeceği değerlendirildi.
Bu doğrultuda biyometrik personel devam kontrol sistemi kullanan işverenlerin mevcut uygulamalarını gözden geçirerek alternatif takip yöntemlerini değerlendirmeleri ve veri işleme süreçlerini yeniden yapılandırmaları önem taşıyor. Kurul, kararda ortaya konulan ilkelere aykırı uygulamaların 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında idari yaptırım konusu olabileceğini de belirtti.
KVKK: Apartman ve Site Borç Listeleri Ortak Alanlarda İlan Edilemez
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 31 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan İlke Kararı ile apartman ve site sakinlerine ait aidat ve benzeri borç bilgilerinin ortak alanlarda ilan edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kurul, yönetimlerin ortak giderlerin tahsili ve kat maliklerinin bilgilendirilmesi amacıyla borç bilgilerini işlemesinin, bu verilerin asansör, bina girişi veya koridor gibi üçüncü kişilerin de erişebileceği alanlarda ilan edilmesini haklı kılmayacağını belirtti. Daire numarası gibi bilgiler aracılığıyla kişinin belirlenebilir olması halinde, isim bilgisi bulunmasa dahi söz konusu verilerin kişisel veri niteliğini koruyacağı vurgulandı.
Bu kapsamda borç bilgilerinin belirsiz bir kişi grubuna açık hale getirilmesi, amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük ilkeleri bakımından hukuka aykırılık oluşturabilecek. Kurul, bilgilendirme ihtiyacının bireysel bildirim, yalnızca ilgili kişilerin erişebildiği dijital sistemler veya erişimi sınırlandırılmış iletişim kanalları gibi yöntemlerle karşılanmasını işaret ediyor.
Karar, apartman ve site yönetimlerinin borç takibine ilişkin uygulamalarını gözden geçirerek kişisel verilerin yalnızca gerekli kişi ve yöntemlerle paylaşılmasını sağlayacak mekanizmalar oluşturması gerektiğini ortaya koyuyor.
DÜNYADAN KVKK GELİŞMELERİ
İspanya veri koruma otoritesi, üyelik doğrulama sürecinde yüz ve ses biyometrik verilerini kullanan FC Barcelona’ya 500.000 Euro idari para cezası uyguladı. Otorite, biyometrik veri işleme faaliyeti öncesinde gerçekleştirilen Veri Koruma Etki Değerlendirmesinin (DPIA) yeterli olmadığını; işlemenin gerekliliği ve orantılılığının ortaya konulmadığını ve daha az müdahaleci alternatiflerin değerlendirilmediğini tespit etti. Karar, biyometrik veri işleme süreçlerinde DPIA ve ölçülülük değerlendirmesinin önemini ortaya koyuyor.
AB Yapay Zekâ Yasası’nın 50. maddesinde düzenlenen şeffaflık yükümlülükleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Buna göre yapay zekâ sistemleriyle etkileşimde bulunan kişilerin yapay zekâ ile iletişim kurduğunun bildirilmesi, yapay zekâ tarafından oluşturulan veya manipüle edilen belirli içeriklerin işaretlenmesi ve deepfake içeriklerin bu niteliğinin açıklanması gerekiyor. Yükümlülüklerin ihlali halinde 15 milyon Euro’ya veya şirketin küresel yıllık cirosunun %3’üne kadar idari para cezaları gündeme gelebiliyor.
New York Eyaleti, kamera veya mikrofon gibi kayıt teknolojileri içeren akıllı gözlükler ve benzeri giyilebilir cihazların 20 Temmuz 2026’dan itibaren tüm mahkeme binalarına sokulmasını yasakladı. Yasak, belirli marka veya modeller yerine cihazların kayıt özelliğine göre uygulanıyor ve davanın tarafları, avukatlar, tanıklar, ziyaretçiler ve mahkeme çalışanlarını kapsıyor. Düzenlemenin temel amacı, duruşma ve mahkeme işlemlerinin izinsiz şekilde ses veya görüntü kaydına alınmasını önlemek.
İspanya Veri Koruma Otoritesi, çevrimiçi sınavlarda öğrencilerin kimlik doğrulaması ve gözetimi amacıyla yüz tanıma sistemi kullanan bir üniversiteye toplam 200.000 Euro GDPR cezası uyguladı. Otorite, öğrencilerden alınan açık rızanın özgür iradeye dayanmadığını, biyometrik veri işleme konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığını ve yüksek riskli işlemeye ilişkin DPIA’nın tamamlanmadığını değerlendirdi. Daha az müdahaleci alternatiflerin yeterince incelenmemesi de ihlal kapsamında değerlendirildi. Gönüllü ödeme nedeniyle ceza %20 indirimle 160.000 Euro’ya düşürüldü.
Yunanistan Veri Koruma Otoritesi, eski çalışana ait kişisel verileri içeren kurumsal e-postaların, ilgili kişiye bilgi verilmeden eski yöneticiye aktarılması nedeniyle şirkete 20.000 Euro, eski yöneticiye ise 2.000 Euro GDPR cezası verdi. Kararda, eski yöneticinin iş ilişkisinin sona ermesinden sonra e-postaları saklaması ve şirkete aktarmasının ayrı bir veri işleme faaliyeti oluşturduğu ve meşru menfaatin bilgilendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı belirtildi.
Lüksemburg Temyiz Mahkemesi, Amazon’a 2021 yılında uygulanan 746 milyon Euro tutarındaki GDPR cezasını iptal etti. Mahkeme, ihlalin varlığından ziyade cezanın belirlenme sürecindeki kusur değerlendirmesi ve ölçülülük gerekçesinin yeterince ortaya konulmadığı sonucuna ulaştı. Karar, veri koruma otoritelerinin yüksek tutarlı yaptırımlarda ihlalin niteliği, kusur derecesi ve daha hafif yaptırımların neden yeterli olmayacağı hususlarını somut biçimde gerekçelendirmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Dosyanın yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.
Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), ABD Federal Ticaret Komisyonunun (FTC) bağımsızlığına ilişkin gelişmelerin, AB-ABD Veri Gizliliği Çerçevesi (EU-US Data Privacy Framework) üzerindeki etkilerinin Avrupa Komisyonu tarafından değerlendirilmesini istedi. EDPB, üçüncü ülkelerdeki veri koruma düzeyinin yeterliliğinin değerlendirilmesinde bağımsız ve etkin denetim makamlarının önemli bir unsur olduğunu vurguladı. Gelişme, daha önce Schrems I ve Schrems II kararlarıyla geçersiz kılınan veri aktarım mekanizmalarının ardından mevcut AB-ABD aktarım rejiminin geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.
Kaynakça:
İlgili karar, duyuru ve haberlere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260714-9.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260728-6.pdf
https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/Kanun/30386C2C-BEF8-406D-B034-019ABB526440
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260228-5.pdf
https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/4-hukuk-dairesi-e-2019-979-k-2019-2679-t-8-5-2019
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-1.htm
https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2024-304-k-2025-525-t-17-9-2025
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-9.htm
https://www.kvkk.gov.tr/SharedFolderServer/CMSFiles/MTZhNjc1YWFhNmVjOGY.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260616-9.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/04/20260401-5.pdf
https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/12-ceza-dairesi-e-2023-3915-k-2025-8872-t-16-12-2025
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260701-15.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260324-3.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260602-3.pdf
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260331-7.pdf
https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2026/1744/oj
https://webfiles.nycourts.gov/public/2026-07/amendedprohibitionagainstsmartglassesmemo.pdf
https://gdprhub.eu/index.php?title=AEPD_(Spain)_-_EXP202405320&mtc=today
https://gdprhub.eu/index.php?title=HDPA_%28Greece%29_-_6%2F2026&mtc=today
*Yasal Uyarı*
İşbu makale bilgi ve deneyim paylaşımına yönelik olup yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki güvence vermemektedir. Çelikbaş Hukuk Ofisi, bu makalede yer alan her türlü bilgi ve sair içeriklerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından oluşacak zararlardan hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; Türkiye Cumhuriyeti Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemeleri uyarınca reklam, teklif, hukuki öneri veya danışmanlık teşkil etmez. Bu bilgilerin iletilmesi hiçbir şekilde avukat müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Bu bilgiler en son hukuki durumu yansıtmayabileceğinden okuyucular güncel durum hakkında bir avukata danışarak hareket etmelidirler.
