DEĞERLİ KONUT VERGİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME – II

DEĞERLİ KONUT VERGİSİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME -II

 

7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 07.12.2019 tarihli ve 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.  Bu kanunla Dijital Hizmet Vergisi, Değerli Konut Vergisi ve Konaklama Vergisi ihdas edilmiş olup, hali hazırda yürürlükte olan bazı vergilerde değişiklik ve eklemeler yapılmıştır.

Söz konusu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte en çok konuşulan konu ise 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na eklenerek ihdas edilen ‘Değerli Konut Vergisi’ oldu. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, kanunun yürürlük tarihinden itibaren hiç vakit kaybetmeden Değerli Konut Vergisi mükelleflerine tebligatlar göndermeye başlamıştır. Bu nedenle bu vergi türü ile ilgili itiraz ve dava süreçlerine ilişkin olarak sizleri soru-cevap şeklinde bilgilendirme gerekliliği hasıl olmuştur. Şöyle ki;

 

  1. Değerli Konut Vergisi Nedir?

7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’uyla 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na eklenen 42. Madde uyarınca Değerli Konut Vergisi, ’Türkiye sınırları içinde bulunan mesken nitelikli taşınmazlardan bina vergi değeri veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değeri 5.000.000 Türk lirası ve üzerinde olanlar değerli konut vergisine tabidir.” olarak açıklanmaktadır.

Söz konusu kanun uyarınca mesken olarak kullanılmakta olan taşınmazın değerlemesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer, eğer böyle bir değerleme yoksa bina vergi değeri esas alınarak yapılmaktadır. Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, belirlenen değerlemeler mükelleflere tebliğ edilmeye başlamıştır. Mükellefler, bu süreçte taşınmazın değerini gösterir tebligatı aldıktan sonra 15 (onbeş) gün içerisinde belirlenen taşınmaz değerine itiraz etmelidirler.

Kanunun düzenlenme amacı, serveti fazla olan vatandaşların kamu ihtiyaçlarına daha çok katılmasını sağlamaya yöneliktir. Ancak söz konusu düzenleme yapılırken vergilendirme ilkelerine ve Anayasa’ya uygunluğun sağlanıp sağlanmadığı konusunda tereddütler sürmektedir.

 

  1. Değerli Konut Vergisi Mükellefleri Kimlerdir?

Değerli Konut Vergisi mükellefleri, belirlenen değeri 5.000.000 Türk lirası ve üzerinde olan taşınmaz malikleri, varsa intifa hakkı sahipleridir. Eğer her ikisi de yoksa o halde taşınmaza malik gibi tasarruf edenler vergi mükellefi olacaklardır. Bunun yanında taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet halinde malik olan kişiler, hisseleri oranında vergi ödemekle yükümlüdürler.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce mükelleflere değerleme kararı tebliğ edilmektedir. Ancak kanunun yürürlüğünde, işleyişinde ve tebligat usulünde meydana gelebilecek ve hak kaybına neden olabilecek sorunlardan ötürü mükellef olan veya olabileceğini düşünen ilgililerin bölge muhtarına başvurarak tebligatın muhtara tebliğ edilip edilmediğini sorgulaması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki tebliğ süreci halen devam etmektedir.

Yine herhangi bir sebeple elektronik tebligat adresi almışsanız, bu adresi de sık sık kontrol ederek tebligatlarınızı takip etmenizi önermekteyiz.

Ayrıca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün internet sitesinde de sonuçlar yayımlanabilmektedir, buradan da ( http://tasinmazdegerleme.tkgm.gov.tr/) kontrollerinizi yapabilirsiniz. Bu siteden sorgulama yapılması tebellüğ etmek olarak değerlendirilmemektedir.

 

 

  1. Değerli Konut Vergisi Tutarı Ne Kadardır?

Değerli Konut Vergisi tutarı ise kanunda taşınmazın belirlenen değerine göre farklılık göstermektedir.

Değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmazlardan değeri;

5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasında olanlar                        (Binde 3)

7.500.001 TL ile 10.000.000 TL arasında olanlar                      (Binde 6)

10.000.001 TL’yi aşanlar                                                             (Binde 10)

oranında vergilendirilmektedir.

 

Ayrıca bu kapsamdaki mesken nitelikli taşınmazın paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine tabi olduğu durumda, taşınmazın toplam değeri esas alınmaktadır.

Dikkat edilmelidir ki kanun hükmü gereğince Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirlenecek taşınmazın değeri; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen değer oranında artırılacaktır. Bu düzenleme ile her sene taşınmaz piyasa değeri araştırılarak tekrar bir değerleme yapılacaktır. Böylece daha önce sınırın altında kalan taşınmazlar, bir sonraki yıl sınırın üzerinde olarak vergiye tabi tutulabilir.

 

  1. Hangi Taşınmazlar Değerli Konut Vergisinden Muaftır?

Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere kanun kapsamında sadece mesken nitelikli taşınmazlar yer almaktadır. Buna göre işyeri olarak kullanılan taşınmazlar kanun kapsamında değerlendirilmeyecektir.  

Söz konusu kanunun 46. maddesi uyarınca ise aşağıda belirtilen mesken nitelikli taşınmazlar Değerli Konut Vergisi’nden muaf tutulmuştur ;

  • Genel ve özel bütçeli idarelerin, belediyelerin ve üniversitelerin maliki veya intifa hakkına sahip olduğu mesken nitelikli taşınmazlar,
  • Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olan kişilerden; kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların sahip olduğu mesken nitelikli taşınmazlar (intifa hakkına sahip olunması hâli dâhil) (Bu hüküm, belirtilen kişilerin tek meskene hisse ile sahip olmaları hâlinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır.),
  • Yabancı devletlere ait olup elçilik ve konsolosluk olarak kullanılan mesken nitelikli taşınmazlar ile elçilerin ikametine mahsus mesken nitelikli taşınmazlar ve bunların müştemilatı (karşılıklı olmak şartıyla) ve merkezi Türkiye’de bulunan milletlerarası kuruluşlara, milletlerarası kuruluşların Türkiye’deki temsilciliklerine ait mesken nitelikli taşınmazlar,
  • Esas faaliyet konusu bina inşası olanların işletmelerine kayıtlı bulunan ve henüz ilk satışa, devir ve temlike konu edilmemiş yeni inşa edilen mesken nitelikli taşınmazlar (arsa karşılığı inşaat işlerinde sözleşmeleri gereği taahhüt işini üstlenen müteahhide kalan mesken nitelikli taşınmazlar dâhil) (bu taşınmazların kiraya verilmesi veya sair surette kullanılması hâlleri hariç).

 

  1. Taşınmaz Değerlemesi Nasıl Yapılır?

İlgili mevzuat uyarınca öncelikli olarak taşınmazların değeri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce yapılacak veya yaptırılacak olan değerleme ile belirlenmektedir. 30 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne bağlı merkez hizmet birimi olarak Taşınmaz Değerleme Dairesi Başkanlığı kurulmuş olup dairenin başlıca görevleri arasında taşınmazların toplu değerleme yöntemleriyle değerini belirlemek yer almaktadır. Söz konusu değerlemeler bu daire tarafından yapılmaktadır. Şayet Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce belirlenen bir değer bulunmuyorsa, o halde bina vergi değeri esas alınarak vergilendirme işlemi yapılacaktır. Bina vergi değeri ise Emlak Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca hesaplanacak değerdir.

Belirlenen taşınmaz değeri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce ilgililere tebliğ edilmektedir. Bunun yanında yukarıda paylaştığımız link üzerinden de taşınmaz değeri görüntülenebilmektedir.

 

  1. İtiraz Nasıl Yapılır?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce değerlemesi yapılan ve değeri 5.000.000,00 TL tutarının üzerinde olarak belirlenen taşınmazlar, hem kurumun internet sitesinde ilan edilmekte hem de değerleme sonucu ilgilisine tebliğ edilmektedir. Kanun hükmü mucibince, tebliğ tarihinden itibaren 15 (on beş) gün içinde değerleme kapsamında tebligat ile tebliğ edilen taşınmaz değerine istinaden Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne itiraz edilebilir.  Önemle dikkat edilmelidir ki, tebliğ tarihinden itibaren on beşinci günün sonuna kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne itiraz edilmeyen mesken nitelikli taşınmaz değeri kesinleşir. Süresinde yapılan itirazlar, on beş gün içinde kurum tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılır ve kesinleşen değer, aynı usulle ilan ve ilgilisine tebliğ edilir.

Değerleme sonucuna itiraz, TKGM’ye doğrudan veya Genel Müdürlüğe iletilmek üzere Tapu Müdürlüklerine ilgilisi tarafından veya yetkili temsilcileri aracılığıyla yazılı bir dilekçe ile müracaat edilerek yapılabilmektedir. Ancak tapu müdürlüklerinde oluşan yoğunluk müracaatlarda dikkate alınmalıdır. Bu sebeple itirazların son güne bırakılmaması tavsiye edilmektedir.

Söz konusu itirazlar bireysel KEP ( Kayıtlı Elektronik Posta ) aracılığıyla da iletilebilmektedir.

İtiraz ederken dilekçelerde belirtilen hususlara dikkatle yaklaşmak gerekmektedir. Genellikle görülmektedir ki, değer bildirimi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce hazırlanan veya hazırlanması gereken değerleme raporu olmaksızın yapılmaktadır. Değerleme raporu olmadan yapılan tebligatlarda değerin gerçeği yansıtmadığına ilişkin beyan ve deliller kullanılabilir, idari işlemin yapılış usulündeki eksiklikler belirtilebilir ve hatta taşınmazın değerini belirtir emsal taşınmazların değerleri, emlak vergisi için belirlenen rayiç bedel, sigorta şirketlerince belirlenen değer ve her türlü değer belirten belge itirazda yer alabilir.  Ancak bilinenin aksine söz konusu belge ve delillerin itirazla sunulması veya ayrıca yetkili şirketlerden değerleme raporu alınması zorunlu değildir. Ayrıca 07.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren yasanın yürürlüğe giriş tarihinden önce değerleme yapma yetkisi olmamakla birlikte 1 hafta gibi kısa bir sürede değerlemelerin nasıl tamamlanabildiği hakkında beyanlarda bulunulabilir. Gerekli itirazlarınızı içeren itiraz dilekçesinin kuruma iletilmesi gerekli ve yeterlidir. Bunun yanında, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan değer tespitinin tebliğinde değerleme raporu bulunsa dahi değere itiraz edilebilir. İtirazın içeriğinde benzer konulara değinilmesi gereklidir.

Her halükarda itiraz dilekçesinde belirtilen itirazlar gerekçelendirilmelidir.

İtiraz edilmemesi halinde, tebliğ tarihinden itibaren başlayan 15 günün sonunda değer kesinleşmektedir. Öngörülmektedir ki kesinleşen değer yalnızca Değerli Konut Vergisi’ne esas alınmayacak, Emlak Vergisi de belirlenen bu değer üzerinden tahakkuk ettirilebilecektir.

 

 

  1. Kesinleşen Değerlendirmeye Karşı Dava Açılabilir Mi?

İtiraz edilmesinin ardından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 15 (onbeş) gün içinde itirazı karara bağlayacaktır. Söz konusu itiraza idarenin verdiği cevap, ilgilisine tekrar tebliğ edilmelidir. İtiraz sonucunda idarenin üç farklı şekilde hareket edebilir;

  • İtirazı kabul ederek yeni bir değer belirleyebilir. Bu halde belirlenen yeni değerin 5.000.000,00 TL sınırın altında olduğuna karar verebilir. Bu halde ilgili taşınmaz vergi kapsamına girmeyecektir. Belirlenen yeni değer yine bu sınırın üzerindeyse bu değer kesinleşmiş olacaktır. Yeni değer için tekrar bir itiraz mekanizması öngörülmediğinden karar kesinleşmiş olacaktır.
  • İtirazı reddedebilir. Itirazın reddi ile birlikte karar ve değer kesinleşir
  • Hiç cevap vermeyebilir. Bu halde ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinin yorumuyla ‘zımni red’ kabul edilecektir. Bu halde itiraz reddedilmiş sayılacaktır.

Her halde idarenin kesinleşen kararına karşı 30 (otuz) gün içerisinde yürütmenin durdurulması talepli olarak Vergi Mahkemesi’nde iptal davası açılabilir. Değerleme tutarına karşı dava, Ankara’da ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne karşı açılacaktır.

 

  1. Değerli Konut Vergisi Nasıl Beyan Edilir?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün belirlediği değere itiraz edilmesi ve değere karşı iptal davası açılması beyanname verme zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Beyannamenin verilmemesi durumunda mükellef, vergi cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Değerli Konut Vergisi, mükellef tarafından, mesken nitelikli taşınmaza ilişkin bina vergi değeri ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce belirlenen değer, buna ait vesikalarla, mesken nitelikli taşınmazın bulunduğu yerdeki Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı yetkili vergi dairesine, mesken nitelikli taşınmazın değerinin 42 nci maddede belirtilen tutarı aştığı (bu tutar dâhil) yılı takip eden yılın şubat ayının 20 nci günü sonuna kadar beyanname ile beyan edilir ve vergi, yetkili vergi dairesince yıllık olarak tarh ve tahakkuk olunur. Müteakip yıllar için mükellef tarafından aynı şekilde yıllık olarak beyanname verilir ve vergi ilgili vergi dairesince tarh ve tahakkuk olunur. Yıllık olarak verilen beyanname, ilgili mevzuat uyarınca Şubat ve Ağustos aylarında olmak üzere bir yıl için 2 (iki) eşit taksitte ödenir.

Vergi, verginin beyanı üzerine tahakkuk etmektedir. Değerli Konut Vergisi’nin tahakkuk edilmesinde ise kanunda düzenlenen şekli ile Şubat ayının 20. gününün sonuna kadar beyannamenin verilmesi gerekmektedir. Burada dikkat edilecek en önemli husus, bir hak kaybına uğramamak için beyannamenin “dava haklarını saklı tutan” ihtirazı kayıt konularak verilmesidir. Zira ihtirazı kayıt konulmadan beyan yapılması, daha sonraki dava sürecinde hak kaybına neden olabilecektir.

 

  1. Vergi Beyanından Sonra Dava Açılabilir Mi?

Değerli Konut Vergisi’nin tahakkuk ettirilmesi amacıyla öncelikle taşınmaz için değerleme yapılacağından ve bu değere karşı itiraz yolundan sonra kesinleşen karara karşı açılabilecek davadan yukarıda bahsetmiştik. Burada ise söz konusu olan verginin hukuka uygunluğuna ilişkin olarak başvurulabilecek hukuki yollar önem taşımaktadır.

İhtirazı kayıt ile verilen beyanname ile verginin tahakkuk ettirilmesini takiben 30 (otuz) günlük süre içinde  mükellef tarafından bulunduğu Vergi Mahkemesinde iptal davası açılabilir. Ancak dava açarken yürütmeyi durdurma talebi ile açılması faydalı olacaktır. Zira Mali İdarenin ödenmemiş vergiyi tahsil etme çabası duracaktır.

Davanın lehinize sonuçlanması halinde, ihtirazı kayıt konulmuş beyanınıza esas olarak ödemiş olduğunuz fazla tutar faiziyle birlikte tarafınıza iade edilebilecektir.

 

  1. Verginin Hukuka Uygunluğu Hakkındaki Görüşlerimiz

7194 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Değerli Konut Vergisi’nin ihdas edilmiş olması, yasanın hukuka uygunluğu alanında da tartışmaya neden olmuştur.

Öncelikle verginin yasalaşması ile kanunilik ilkesi bağlamında bir sorun yaratmayacağı açıktır. Ancak yasa koyucu, vergilendirme yaparken mutlaka belirli ilke ve kuralları gözetmek zorundadır. Anayasanın 73. Maddesi uyarınca, ‘‘Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.’’ ilkesiyle verginin adaletli ve dengeli dağılımı hedeflenmiştir. Bununla birlikte aynı madde mucibince “herkesin mali gücü oranında vergi ödemesi” esastır. Aynı zamanda getirilen vergi, toplumun tümüne değil, belirli bir taşınmaz değer sınırı getirilerek toplumun bir bölümü hedef alınarak hazırlanmıştır. Söz konusu düzenlemenin bu açıdan eşitlik ilkesini gözetmediği açıktır.

Bir diğer vergi hukukuna hâkim olan ilke ise, çifte vergilendirme yasağıdır. Söz konusu düzenlemeyle ise mükellefler, aynı taşınmaz için, hem 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca emlak vergisi ödemekte iken hem de 7194 sayılı Kanunla getirilen değerli konut vergisi ödemekle yükümlü tutulmuşlardır.

Bununla birlikte değerleme çalışmaları yurt genelinde tamamlanmamış olup, değerleme çalışmalarının hangi kriterlere göre yapıldığı da belirtilmemiştir.

Kanun koyucu tarafından düzenlenen ve yürürlüğe giren vergilerin, kanunla düzenlenmiş olması, hukuka uygun olduğu anlamına gelmemektedir. Kanunun yasal dayanağı bulunmalı, kanun koyucu mülkiyet hakkına saygılı olmalı, hukukun üstünlüğü dikkate alınarak mevzuat düzenlenmelidir.

Tüm bu sebeplerle Değerli Konut Vergisi birçok tartışmaya sebep olmuştur.

Saygılarımızla,

ÇELİKBAŞ HUKUK BÜROSU

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir