ANAYASA MAHKEMESİ’NİN WHATSAPP KARARI

 

* Av. Nil Merve ÇELİKBAŞ ŞEKER, LL.M.

11.02.2022 tarihinde, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin (“AYM”) 28.01.2021 Tarihli 2018/34548 Başvuru numaralı kararı (“Karar”) Resmî Gazete ’de yayınlanmış olup, anılan Karar, özel hayata saygı ve haberleşme özgürlüğü hakları yanında kişisel verilerin korunmasına ilişkin de oldukça önemli bir karardır.

Karar’a konu uyuşmazlık, Başvurucunun (“İşçi”) iş arkadaşları ile Whatsapp sohbet grubundan hakaret içerir konuşmalar yapması ve söz konusu mesajlaşmaları işyerinde bulunan amirin okuması üzerine iş akdinin feshedilmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. İşçi AYM’ye başvurusunda; söz konusu whatsapp konuşmalarının 3. kişilere kapalı olduğunu, amiri tarafından mesajlarının okunmasının ve hukuka aykırı delil teşkil eden mesajlar neden gösterilerek iş akdinin feshedilmesinin, anayasal haklarına saldırı olduğunu iddia etmiştir.

AYM yaptığı incelemede, başvuruya konu durumun Anayasa’nın 20. ve 22. maddesince “Özel Hayatın Gizliliğine” ve “Haberleşme Özgürlüğüne” aykırı olup olmadığını irdelemiş ve konuyu bu açıdan değerlendirmeye almıştır.

AYM yaptığı incelemede, iş sözleşmelerinde kısıtlayıcı ve zorlayıcı düzenlemelerin ne şekilde belirlendiği, tarafların bu düzenlemeler hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği, çalışanların temel haklarına yönelik müdahalede bulunulmasına neden olan meşru amacın müdahale ile ölçülü olup olmadığı, sözleşme feshinde çalışanın eylemi karşısında makul ve orantılı bir işlem olup olmadığı hususlarının incelenmesinin gerektiği vurgulanmıştır.

Bu kapsamda, kural olarak işveren tarafından işlerin etkin şekilde yürütülmesi, bilgi akışının kontrolünün sağlanması, işçinin eylemlerine bağlı hukuki ve cezai sorumluluğa karşı korunması, verimlilik ve performansın ölçülmesi, güvenlik endişeleri gibi haklı nedenlerle işçinin kullanımına sunulan iletişim araçları denetlenebilir ve kullanımına ilişkin sınırlamalar getirilebilir. Ancak tüm bu müdahalelerin, işverenin yönetim hakkı kapsamında işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin ve güvenliğinin sağlanması ile sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Bu kapsamda, işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğu gözetilerek sırf bu nedenle işverenin sınırsız ve mutlak bir kontrol ve denetim yetkisi bulunmamaktadır.

AYM değerlendirmesinde; özel hayatın gizliliği ile kişisel verilerin korunmasını ele almış, işverenin ve kamu gücünün, bu hak üzerindeki koruma ve sınırlama yetkisini belli bir çerçeve içerisinde kullanması gerektiğini belirtmiştir. İşverenin, işyerinde yönetim yetkisinin düzenleme ve güvenliğin sağlanması ile sınırlı olduğunu, başvuruya konu olayda işyerinde bulunan bilgisayarda yapılmış konuşmalar olsa da işverenin bu konuşmalara müdahale etmesinin demokratik toplum ve kişinin sahip olduğu temel haklar ile bağdaşmadığını bu sebeple işverenin yetkisini aşarak işçinin bilgisayarının açık bırakılması sonucunda sorumlu amiri tarafından bilgisayarındaki sohbetlerin okunması üzerine iş akdini feshetmesinin, özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğü maddeleri gereği açık bir şekilde Anayasa’ya aykırılık oluşturduğunu vurgulamıştır. Kaldı ki anılan mesajlaşma programının işyerinin işleyişiyle bir ilgisinin bulunmadığı ve özel mesajlaşmalar içerdiği anılan kararda vurgulanmıştır.

Somut durumda ayrıca, işverenin işyeri bilgisayarını inceleme yetkisi ile kapsamını gösteren bir bildirimin başvurucuya yapıldığına ilişkin bilgi ve belgenin de sunulmadığı belirtilerek, işveren tarafından işyerinde kullanıma tahsis edilen bilgisayar üzerinden yapılan iletişimin izlenebileceği ve denetlenebileceği yönünde açık bir bilgilendirmesinin yapılmadığı vurgulanmıştır.

Bu anlamda, kişisel verilerin korunmasının temelinde kişinin özel hayat gizliliğinin olması ve bahse konu olayda söz konusu verilerin, şahsın açık rızası dışında 3. kişilerce öğrenilmesi veya aktarılarak iş akdinin feshedilmesinin Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na da açıkça aykırılık teşkil ettiği yadsınamaz bir gerçektir.

Bu karar ışığında; işverenin tahsis ettiği iletişim araçlarının sınırsız bir şekilde denetlenemeyeceği, öncelikle bu denetime ilişkin bilgilendirme ve aydınlatmanın Anayasa md. 20/f.3 ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu md. 10 çerçevesinde yapılmasının gerektiği, tüm bu bilgilendirmenin mevzuata uyumlu bir şekilde yapılması halinde dahi gerekli denetim ve gözetim hakkının işverenin yönetim hakkı kapsamında işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin ve güvenliğinin sağlanması ile sınırlı olduğunun unutulmaması gerektiği kanaatinde olduğumuzu bildiririz.

*Yasal Uyarı*

 

İşbu makale bilgi ve deneyim paylaşımına yönelik olup yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki güvence vermemektedir. Çelikbaş Hukuk Ofisi, bu makalede yer alan her türlü bilgi ve sair içeriklerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından oluşacak zararlardan hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; Türkiye Cumhuriyeti Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemeleri uyarınca reklam, teklif, hukuki öneri veya danışmanlık teşkil etmez. Bu bilgilerin iletilmesi hiçbir şekilde avukat müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Bu bilgiler en son hukuki durumu yansıtmayabileceğinden okuyucular güncel durum hakkında bir avukata danışarak hareket etmelidirler.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.